Tekstil Sektöründe Ekoloji

0

 

Ekolojik tekstil (Eko-Teks) konusu 1990’ların başında ortaya atılmış olup, çevre ve insan sağlığına uygun tekstil üretimini esas almaktadır. Tekstil ürünlerinin tüm yaşam sürecinde, hammaddenin elde edilişinden, ürünün nihai hali ve atık haline kadarki süreçte kullanılan kimyasallar, atık su, işyerinde gürültü düzeyi, baca gazı gibi çevre ve insan sağlığıyla ilgili konular ekolojik tekstil ürünleriyle ilgili çalışmaların ana hatlarını oluşturmaktadır. Pamuk ve diğer elyaflardan mamul, tekstil ve konfeksiyon ürünlerinde elyafın üretimi, elyafın işlenmesi, iplik eğirme, dokuma/örme, ön işlem, boya baskı, apre, yüksek bitim işlemleri, paketleme ve bu süreçte kullanılan malzemeler, kimyasal madde ve ürünün atık hali çevre ve insan sağlığı için zararlı olabilmektedir.
Avrupa Birliği’nde ekolojik tekstil alanında özel etiketlerin sayısı hızla artmaktadır. Özel ve ulusal çevre etiketlerinin sayıca artması, tüketicinin ürünler arasında ayrım yapabilmesini zorlaştırmaktadır. Bazen bu etiketler tamamen bir pazarlama aracı olarak kullanılmakta ve yetersiz olabilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinden Almanya’da mevcut “Öko-tex” etiketi, tekstil ve konfeksiyon ürünleri ile ilgili en fazla kabul gören etiketlerden biridir. “Öko-tex Standart 100” tüm tekstil ürünleri için geçerli düzenlemeleri, kalite kontrolünün oluşturulmasını, test metodlarının tanımını ve uygulama kurallarını kapsamaktadır. Kontrol ve analizler Hohenstein Araştırma Enstitüsü’nde ve birliğe dahil enstitülerde yapılmaktadır. Öko-tex etiketini kullanma hakkı Öko-tex’e üye araştırma enstitülerinden biri tarafından verilmektedir.
Bu standart, insan ekolojisi açısından şüpheli zararlı maddelerin analizlerini içermekte ve sınır değerler öngörmektedir. Bir tekstil ürününün, standartta belirtilen şartları yerine getirmesi durumunda başvuru sahibine “Confindence in textiles passed for harmful substances according to Öko-tex standart 100” (Tekstillerde Güven Öko-tex 100 Standardına göre zararlı madde içermez) yazısı bulunan etiketi kullanma hakkı verilmektedir (1). Eko-Teks etiketi uluslararası güvenilirliği ifade eden bir ekolojik kalite markasıdır.
Azo boyar maddelere yönelik araştırmaların olumsuz sonuçlanması gözönünde tutularak Mart 1995 tarihinden itibaren Türkiye’de de sözkonusu boyar maddelerin üretimi, kullanımı ve ithali ile sözkonusu aminlerin boyar madde üretiminde kullanımı yasaklanmıştır.
Ekolojik tekstil, kalite kontrol ve araştırma faaliyetlerinin gerekliliği üzerine İTKİB, önce İTÜ Tekstil Kalite ve Araştırma Laboratuarı ile işbirliği yapmıştır. Ancak, İTKİB bu işbirliği faaliyetini halen Eko Teks Laboratuarı bünyesinde devam ettirmektedir. Ege Bölgesinde ise Ege Üniversitesi laboratuar test hizmetleri vermektedir.
Tüketicilerde çevresel tekstil bilincinin artması ile birlikte; birçok tekstil üreticisi, konfeksiyon imalatçısı ve satıcılarının ürünlerini pazarlarken eko etiketini hatırlatan eko koleksiyonları için zehirli madde bulundurmayan, “çevre dostu”, “zehirsiz”, “tabii” gibi terimleri eşyalarında kullanarak avantaj sağlamaya çalıştıkları izlenmektedir (2). Eko standartları, üretim ve mamulün çevre ve insan sağlığına zarar vermemesi için gerekli koşulları içerir. Eko-Etiket ise tüketicilerin sağlık ve çevreye olan duyarlılığını artırmak, bu yönde zararlı olmayan ürünleri tercih etmeye yönlendirmek amacını taşır (3). Belirtilmesi gereken bir diğer önemli husus ise, bugün itibariyle CE işareti kapsamında tekstil ve hazır giyim sektörünü ilgilendiren herhangi bir AB direktifinin mevcut olmayışıdır (4).
I- Yeşil nokta
Yeşil nokta, Alman Çevre Bakanlığı tarafından 1991 yılında uygulamaya konulmuştur. Temel amacı, tekrar kullanılabilecek ambalaj malzemelerinin toplanmasını temin etmektir (5).1993 yılında, Almanya’da yürürlüğe giren bir kanunla, ticari kuruluşlar ambalajlarını geri almak zorundadırlar. Yeşil Nokta, orijinal adı “Der Grüne Punkt”, sadece Almanya pazarı için zorunluluktur ve Almanya’ya ambalajlı ürün satan her ihracatçı, malın ambalajını geri almak mecburiyetindedir. Eğer bunu sağlayamıyorlarsa, ambalajın geri toplanması için kurulan şirketlerle anlaşıp, Yeşil Nokta’yı almak zorundadır. Bu işlemlerin (ambalajların tasnif ve toplanması) finansmanı da Yeşil Nokta vasıtasıyla gerçekleşmektedir (6).
Yeşil Noktaya sahip olmak için şu hususlara uyulması şarttır;
o   PVC atık kullanımı yerini PET alacaktır.
o   Strofor kullanımı yerine karton parçalar ikame edilecektir.
o   Tek malzemeli ambalajlardan (bileşik ambalajlar) kaçınılacaktır.
o   Bileşik ambalajlarda malzemelerin, geriye atık kalmayacak şekilde, problemsiz ayrılması sağlanmalıdır.
o   Tüm plastikler işaretlenmelidir
o   Zehirli (toksik) baskı mürekkeplerinin (örneğin; gümüş, bronz ve altın renkleri için ağır metal bileşikleri) kullanılması yasaklanmıştır.
Almanya’ya ihracat yapan firmalar, ürünlerinin ambalajlarını geri almıyorlarsa, aşağıdaki firmalarla temas kurabilirler.
1- Interserdi AG Markenverband – Her türlü ambalaj malzemesi
2- Resy GmbH – Karton ve kağıt
3- Duals System Deutschland Grub – Her türlü ambalaj malzemesi
Yeşil Nokta uygulamasına Almanya dışında Fransa ve Belçika’da da başlanmıştır.
II- Araştırma
1998’in Ocak ayında tekstilin iplik ve dokuma grubunda, İstanbul’da faaliyet gösteren ihracatçı sanayicilerle, tesadüfi örnekleme ile bir çalışma yapılmıştır. Söz konusu çalışmaya katılan firmalar arasında yapılan değerlendirme sonucu uygun görülen 41 firmanın üretim ve ihracatlarında uyguladıkları standartlar, karşılaştıkları sorunlar, test laboratuarlarının durumu (yeterlilik ve kabulleri), performansları.. vs araştırılmıştır. Aynı araştırma, yine aynı firmalarla, Mart 2001’de tekrarlanmış, ancak bazı firmalarla temas kurulamamıştır. Ulaşılabilen 30 firma üzerinde yapılan yeni çalışmada, geçen 3 yıllık süre içerisindeki değişimler saptanmış, değişmeyen birçok görüş ve bilgilerin de eski bilgileri tekrar onayladığı anlaşılmıştır. Tüm bu bilgileri özetle sunuyoruz.
A- Faaliyet alanları değişikliği
Firmaların % 20’si ya ihracatı bırakmış veya devretmiş veya aynı isimle konfeksiyona dönmüş, ya da yan kuruluşlar kurarak plastik/kauçuk imalatına girmiş veya sadece boya, iplik, kumaş ithal edip onları satmaya başlamıştır.
 B- İhracatın Yöneldiği Ülkeler
Firmalara 3 yıl önce ihracatı gerçekleştirdikleri ülkeler sorulduğunda; % 76’sının AB’ye, % 24’ünün diğer ülkelere ihracat yaptığı ifade edilmişti. Bugün ise firmaların % 80’i yine AB’ye (Almanya, İngiltere ve Fransa öncelikli), kalan % 20’si ise diğer ülkelere ihracat yapmaktadır. Diğer ülkeler arasındaki yeni ilavelerde ABD önemli bir yer tutmaktadır.
C- Standartlar
Üç yıl önce, üretimlerine yönelik bir uluslararası veya ulusal standart belgesi almamış firmalar sorunları olmadığını savunmakta ve “İthalatçı firmaların her istediklerini yapıyoruz veya onlar bizim adımıza testleri, işlemleri,.. vs yapıyorlar” demekteydiler. Bu durumun belirli bir süreç için geçerli olduğu, çünkü bütün eğilimlerin ve gelişmelerin belge alınmasını zorunlu hale getireceği ve yaptırımlar geleceği firmalara iletilmesine rağmen, firmalar “belgesiz de olunabiliyor” görüşündeydiler. Üç yıl önceki firmaların % 4,8’i “Eko Teks 100” belgesi almışken, bu gün bu soruya yanıt veren firmaların % 60’ı bu standardı almış bulunmaktadır.
AB’de halen geçerli olan diğer standartların durumu ise aşağıda belirtilmektedir.
1998 Ocak   2001 Mart
ISO 9001   % 14.6   ISO 9001   % 26.6
ISO 9002   % 2.4   ISO 9002   % 10.0
ISO 14000   % 2.4   ISO 14000   % 3.3
Yakın bir gelecekte tüm Uluslararası Kalite Standartlarının ISO 14000 Çevre Standartları içinde toplanması gerektiği hususunu, bütün firmalar onaylarken, geçen üç yıl içersinde, bu konuda pek fazla olumlu gelişme sağlanamamış, sadece iki firma ISO 14000 için hazırlık çalışmalarına devam ettiklerini ifade etmişlerdir.
D- Laboratuarlar
Tekstil sektörünün, özellikle iplik ve dokuma grubunda üretim ve ihracat yapan firmalardan, laboratuar testleri ve uygunluk değerlendirmeleri talep edilmektedir. Firmalar bu amaçla “yerli”, “yabancı” veya “kendi laboratuar”larını kullanmaktadırlar. Bir firmanın sadece tek bir laboratuardan yararlanması sözkonusu değildir. Yerli laboratuarlar arasında kabul görende vardır, yetersiz olanda. Uluslararası kabul görenlerin sayısı çok azdır. Geçen 3 yıllık süre içinde laboratuar faaliyet alanları ve sayıları konusunda önemli bir değişiklik olmamıştır. Ancak bu süreçte 2 firma daha kendi laboratuarlarını tesis etmiş bulunmaktadır. Yerli laboratuarlar arasında en çok “İTÜ Laboratuarı”, yabancı laboratuarlar arasında da “İngiliz INCHCAPE” laboratuarı tercih edilmektedir.
E- Etiketleme ve ambalaj
Firmaların üç sene önce % 71’i, bugün ise % 80’i çevre etiketleme sistemlerinden yararlanarak ekolojik etiketleme ve ambalajlama yaptıklarını ifade etmişlerdir. Ekolojik etiketleme yapan firmaların % 70’i “Yeşil Nokta”yı kullanmaktadır. Ayrıca firmaların, Yeşil Nokta’nın dışında uydukları sistem ve kurallar başlıklar halinde aşağıda belirtilmektedir.
o   Üzerinde dönüşüm işareti olan hazır ambalaj almaktadırlar.
o   Eko Teks 100’e uygun ambalajlama yapmaktadırlar.
o   Dönüşümlü kağıt ve karton koli kullanmaktadırlar.
o   Metalsiz etiketleme yapmaktadırlar.
o   Barkotlar yurt dışından gelmektedir.
o   Şeffaf bandrol kullanılmakta ve dönüşüm vergisi de ödenmektedir.
o   İthalatçı firma herşeyini hazırlamaktadır.
o   Dönüşümlü olması kaydıyla naylon da kullanılmaktadır.
o   Siyah etiket kullanılmaktadır.
o   Kanserojen maddeleri ihtiva etmediğini gösteren işaretler kullanılmaktadır.
o   Anti-nikel fermuar kullanmakta ve nikel içermediğine dair de işaret kullanılmaktadır, vb.
F- Standardizasyon’un geliştirilebilmesi için firmaların görüşleri
Uluslararası Standardizasyon Sistemlerinin Türkiye’de yaygınlaştırılabilmesi konusunda firmaların önerileri istenmiştir. Konunun önemini kavrayıp kalite sistemi belgesini alan, almayı düşünen veya konuya değişik bakış açıları olan tüm firmaların görüşleri ve yorumları sadece araştırmamızda yer alan sektör için değil, tüm ihracat yapan sanayi sektörlerinin geleceği bakımından önem arzetmektedir.
 1- Eğitim programları önerileri;
a) Genel eğitim
o   Standardizasyon konusundaki seminerlere yoğunluk kazandırılmalı ve üretici bilinçlendirilmelidir (Özellikle; AB Normları, uluslararası standartların ne şekilde temin edileceği, güvenilir danışmanlık adresleri, vs.).
o   İhracatçıya, düşünce, kültür farklılıkları olan ülkelere ihracatın nasıl yapılacağı en ince detayları ile anlatılmalıdır.
o   Kalite standartlarının gerekliliği ve getirileri anlatılmalıdır.
b) Firma içi eğitim
o   İhracatçı firmalar; toplam kalite yönetimi, verimlilik, iş disiplini, yeniliklerin takibi, vs. konularında elemanlarını eğitmelidir.
o   Ayrıca, ihracatla ilgilenen bütün kurumlarda çalışanlar “hizmet içi” programlarla bilinçlendirilmelidir.
2- Güvenilirlik
o   “Kendi akreditasyonunuzu nasıl kabul ettireceksiniz? “Güvenilirlik” en iyi imaj, sağlanırsa yaygınlaşabilir.” denmektedir.
3- İşlemlerin kolaylaştırılması
o   Bürokrasinin azaltılması gerekmektedir (Örneğin; bazı standart işlemleri için 4 ay sonrasına randevu veriliyor).
o   ISO 9000’in dokümantasyon işleri çok fazla ve teferruatlı olup, azaltılması yoluna gidilmelidir.
4- Devlet desteği ve yaptırımlar
o   Devlet akreditasyonu sübvanse etmelidir.
o   KOBİ’lere yönelik devlet yardımlarının yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.
o   ISO’nun girmesi şartlar ne olursa olsun gerekli. Dış müşteriler bunu istiyor. Teşvik ve mecburiyet getirilmelidir.
5- Denetlemenin önemi
o   Belgeli firmaların ciddi biçimde denetlenmesi zorunludur.
o   İmalatçı-ihracatçıların tek bir kontrol sistemi ile ihracat yapmalarına olanak sağlanmalıdır.
o   Denetim faaliyetleri güncelleştirilerek, uygulamaya konulmalıdır.
o   Denetleme kurumları konusunda firmaların endişeleri devam ediyor. Oysa ithalatçı firmaların denetleme kurumlarının bizden çok daha mükemmel çalıştığı ifade ediliyor. Hatta ihracatçı firmaların üretim yerleri, ithalatçı firmaların müfettişlerince ani ve habersiz baskınlar şeklinde bile denetlenebiliyor. Her kademedeki personel sorgulanabiliyor, çevre koruyucu tüm tedbirlerin alınıp alınmadığı sıkı takip edilerek, tespit edilen eksiklikler giderilene kadar firmadan ürün alınmıyor.
G- Firmaların sorunları ve beklentileri
o   Çalıştıkları boyahanenin ISO 9002 belgesi olmasına rağmen, kumaşta defo ve hataların hiç eksik olmadığını belirten firmalar “ya belge yanlış, ya sistem yanlış” demektedirler. Bir hususu da belirtmek gerekir ki, sadece hatalar bizde değil, AB ülkelerinde de ortaya çıkmaktadır. Nitekim, Fransa, İtalya ve Almanya`dan kumaş ithal etmekte olan bir firma standard belgesi onaylı olmasına rağmen 2500-3000 metre kadar kumaşın defolu çıktığını beyan etmiştir.
o   Yerli, yabancı veya firma laboratuarlarının tarafsız kurumlarca denetlenmesi, firma içi kalite kontrol laboratuarlarının yaygınlaştırılabilmesi için yaptırımlar getirilmesi gerekliliği, yetkili ve uzman kadroların buralarda çalıştırılmasının şart koşulması dile getirilmiş ve sistemlerin güvenilirliği konusunda. endişelerin giderilmesinde TÜRKAK’a (Türkiye Akreditasyon Konseyi) önemli görevler düştüğü ve uluslararası güvenilirlik ve tarafsız denetleyicilik konularında odaklaşılması gerekliliği ifade edilmiştir.
o   AB’ye yapılan ihracatta uygulanan kalite standartlarının diğer 3’üncü ülkelere de uygulanabilirliği konusu firmalarca büyük önem arzetmektedir. Standart ürün politikalarıyla maliyetten ve zamandan tasarruf edebildiklerini, özellikle zor bir ekonomik süreçten geçtiğimiz şu günlerde bu konunun daha da önem kazandığını belirtmişlerdir.
o   “Patent haklarımızın arkasında sektörü koruyacak bir güç oluşturulmalıdır. Bu konuda büyük haksızlıklara uğramaktayız, bizim çaldığımız bile söylenebiliyor” denmektedir.
o   Gümrüklerle ilgili sıkıntıları aşağıdaki başlıklar altında toplamak mümkündür.
          Firmalar;
      – Tek beyanname usulünde zorlandıklarını, 6 ayrı kuruma beyanname sureti verdiklerini, beyannamenin noter tastikli olması gerekmesinin ise ek maliyet getirdiğini,
      – Gümrük muayene ve işlem süresinin erken bittiğini, gümrüklerde günlük çalışma saatlerinin arttırılması gerektiğini,
      – Gümrüklerde farklı uygulamalar olduğunu, biran önce tüm işlemlerin standardize edilmesi gerektiğini,
belirtmişlerdir.
o   Teşvik belgesi, diğer bir ifade ile Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) ile ithalat yapan bazı firmalar, sektörde bu belgeleri yanlış kullananlar yüzünden lider sektörün prestijine olumsuz görüş ve gölge düşürüldüğünü dile getirmektedirler.
o   Özellikle ABD’ye yapılan ihracatta, yıl sonuna doğru yaşanan “kota” problemi güncelliğini korumaya devam etmektedir.

 

Paylaş

Editör Hakkında:

Pamukkale Üniversitesi Tekstil Mühendisliği öğrencisi

İletişim
semih@tekstiltekstil.com
+90 532 466 64 26

Yorum Bırakın