Spring Near East Manufacturing Türkiye Müdürü Esra Ercan

0
1951

Dünyanın en büyük tekstil markaların Türkiye’ye gelmesinde emeği olan Spring Near East Manufactoring Türkiye Müdürü Esra Ercan. Genç yaşta Merter’de başladığı tekstil sektörü serüveni içinde karşısına çıkan fırsatları iyi değerlendiren Ercan, bugün büyük bir şirketin Türkiye genel müdürlüğünü yürütüyor. Spring Near East Manufactoring ile Türkiye’den 3 yılda 750 milyon dolarlık ihracat yapan Esra Ercan, Türk teksil sektörünün hızlı ve esnek üretim yapısı sebebiyle halen Avrupa ve ABD’nin gözdesi olduğunu söyledi. Perakende fiyatlarının ise dünya ile kıyaslandığında pahalı olduğuna da değinen Esra Ercan, rekabetin her geçen gün arttığını ve bunun tüketiciye fırsat olduğunu da belirtti.
– Sektöre nasıl atıldınız?
Asıl mesleğim tercümanlık ama hiç bana göre bir meslek değildi. 1993 yılında İstanbul’a geldim. Gazetede ilanlara bakıyorum. Merter Keresteciler Sitesi’nde bir tekstil firması asistan arıyor. Bir Yahudi kardeş firması, Nike’a üretim yapıyorlar. Fabrikanın sahibinin asistanı olarak işe başladım. Ardından Glasgow’da Nike ile birlikte bir fabrika açmaya karar verdiler. İmalatçı, üretim, numune nedir öğrenmeye başladım. 24 yaşındayım o zaman. 2 sene içinde hızlı geliştim. Alaylı öğrendim bu işi. Ardından başka bir firmaya transfer oldum. Dünya markalarına üretim yapıyorduk. 1 seneye yakın da orada çalıştım. Daldan dala atlayarak sektörün dinamiklerini daha iyi öğrendim. İş hayatına girişim böyle oldu.
– Kırılma noktanız neydi?
Bir gün bir davette tesadüfen bayan Bonini diye bir bayanla tanıştım. O da İtalya’da GAP’ın ortağı. Türkiye’ye gelip bir ofis açmak istiyor. Bana teklif getiriyor ve ben de kabul ediyorum. Biz Türkiye’de 1996 yılında GAP’in ilk ofisini açtık. GAP’in Türkiye’ye gelişinde bende aktif olarak görev aldım. GAP büyüdükçe tamamını almak istedi ve bayan Bonini’yi ortaklıktan çıkardı. Ben oradan da ayrıldım. İsveçili Lindex şirketi Türkiye’de ofis açmak istediler. Konsoloslukta da onlarla tanıştım. Nişantaşı’nda ofisi açtık. 2 sene Lindex’le çalıştıktan sonra evlendim. Alman München Grubu Türkiye’de ofis açmak istedi. Bu kez onlarla ofis açtık Türkiye’de. 2001 yılında imalatçım olan Ertex ile bir işe girdik. Amerika’da, İngiltere’de ve Türkiye’de bir ofisimiz vardı. O imalatı yapıyordu ben pazarlamayı yapıyordum. Marks and Spencer’a üretim yapmaya başladık.
– Şu an ne yapıyorsunuz?
Günün birinde Tesco Türkiye’de ofis açmak isteğiyle bana bir teklif getirdi. Kabul ettim ve İngiltere’ye gittim. 33 yaşında Tesco’nun Türkiye’deki Genel Müdürü oldum. 2003’te başladım, 2011’de emekliliğimi istediğimde 220 milyon pound ciro yapmıştım, 100 kişi vardı, tüm Avrupa bana bağlanmıştı. 2011 Nisan ayında Tesco’dan ayrıldım ve şuan ki işimi kurdum. Geçen yıl 65 milyon pound ciro yaptım. Önümüzdeki 3 yıl içinde 150 milyon pound ciro yapma hedefimiz var. İngiltere başta olmak üzere mağazalar zincirlerine koleksiyon hazırlıyoruz. Onları sunuyoruz, ardından Türkiye’ye getirip imalatını yaptırıyoruz. 15 dünya markası ile çalışıyoruz. Ciromuzun yüzde 95’i kendi hazırladığımız koleksiyonları satmaktan geliyor. İngiltere’de de ofislerimiz var. Çocuk, erkek, bayan, penye, dokuma, çanta da dahil her ürün siparişi alıyoruz.
– Üretim tamamen Türkiye’de mi?
Evet, üretimi Türkiye’de yaptırıyoruz. Toplamda mal sattığımız ülke sayısı ABD dahil 8. Ancak bu artabiliyor. 3 yıl içinde Türkiye’den yurt dışına 750 milyon dolarlık satış yaptım. Bunu şirket olarak gerçekleştirdik. Hindistanlı bir şirket ile küçük bir ortaklık kurduk. 6 aydır sürekli görüşüyoruz. Online satış üzerine bir proje olacak. Ancak net karar vermiş değilim. Online mecrası çok ciddi bir dar boğazda. Sayılı firma dışında para kazanamıyorlar.

– Türk üretimine nasıl bakıyorsunuz?
Türkiye hızlı ve esnek üretim yapısına sahip olması nedeniyle Avrupa ve ABD’nin en büyük tedarikçisi oldu. Türkiye, üretim yaptıran bir çok yabancı marka için joker konumunda. Hala avantajını koruyor. Bugüne kadar üretim kapasitesi ile desteklenen bu avantajlar, Türkiye’yi Uzakdoğu karşısında hala bir adım öne çıkarıyor.
– Türk giyim sektöründe fiyatlar sizce nasıl?
Perakende ve tekstil sektöründe rekabet arttıkça bu tüketiciye yaradı. Yabancı markaların Türkiye’ye girmiş olması, fiyatları düşürdü. Zamanında fiyatlar inanılmaz yüksekti. Üstelik kalite de yoktu. Biraz hizaya geldiler. Dünyanın en pahalı tekstil ürünü satan ülkelerden biri Türkiye. Yurtdışında 100 liraya ayakkabından çorabına kadar giyinebildiğin mağazalar var. Türkiye’de bu fiyata bir ayakkabı alamıyorsunuz. Bu Türk perakendecisinin fazla kazanma hırsından kaynaklanıyor. Ancak yabancı markaların pazara girişi, fiyatları biraz olsun düşürdü.
SAÇIMI KESTİRİP KAHVERENGİYE BİLE BOYATTIM
Kadın olmak iş hayatında zor. Saçımı kestirip kahverengiye boyamışlığım var. Bir gün ‘tabii senin işlerin iyi gider, sarışın mavi gözlüsü’ gibi bir lafın üzerine bunu yaptım. Ben kendi bilgi birikimimle başarıya ulaşırken, insanların böyle düşünmelerini kaldıramadım. O sene de bütçemi ikiye katladım. Öyle zamanlar oluyor ki, bankaya gidiyorsunuz, ‘ben genel müdürü çağırmıştım’ diyorlar, ‘buyurun benim’ dediğimde kimliğimi soranlar bile oldu.
KADIN ÇALIŞTI DÜZEN BOZULDU
2 çocuğum var, biri 14 diğeri 5 yaşında. İkisi de okuyor. Hem iş hayatında olup hem anne olmak, iyi bir anne olmak neredeyse imkansız. Bunu net söyleyeceğim kadın çalıştı düzen bozuldu. Kadın çalışmamalı. İnsan yetiştirmek ne demek, çocuk yetiştiriyorsun. Hangi üretimle kıyas edilebilir. Dünyanın en zor işi bu. Üstelik bu kadar yoğun bir iş hayatına rağmen. Hakkıyla annelik yapan kadını elinden öpüyorum. Annelik çok zor iş. Seni takdir eden kimse de yok. Nihayetinde anne olacaksan çalışmayacaksın.

Kaynak: Kaan Zenginli / Star

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.