İAOSB: SEKTÖR YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜ BULAMIYOR

2

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde (İAOSB) düzenlenen Tekstil ve Hazırgiyim Çalıştayı’ nda; Sanayileşme süreci boyunca gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarında önemli rol oynayan sektörün ortak sorun alanları, öncelikleri ve çözümüne yönelik faaliyetler, karşılıklı fikir alışverişi ile belirlendi.İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jak Eskinazi, Ege Giyim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Atınç Abay, İzmir Üniversiteleri’ nin ilgili bölüm akademisyenleri, Teknik Lise ve Meslek Liseleri temsilcileri ve sektörde faaliyet gösteren İAOSB firma temsilcilerinin katıldığı çalıştayda sektöre ilişkin önemli tespitler yapıldı.

İAOSB Yönetim Kurulu; bölge katılımcılarının rekabet gücünü artırmak, İAOSB’de faaliyet gösteren sektörlerin ortak sorunlarını saptamak ve çözüme yönelik çalışma fikirlerini ortaya koymak amacıyla bu yıl dördüncü kez düzenlenmesine öncülük ettiği sektörel araştırma ve çalıştayda tekstil sektörünü masaya yatırdı. Bu çalışmaların ilki 2009 – 2010 yılları arasında bir İzmir Kalkınma Ajansı projesi olarak Makine, Metal ve Döküm sektörleri için düzenlendi. Ardından 2012 yılında Plastik ve Kauçuk, 2013 yılında da Gıda ve İçecek sektörlerine yönelik çalıştay düzenleyen İAOSB Yönetim Kurulu, bu yıl ise İAOSB’de dördüncü yoğunluklu sektör olan Tekstil ve Hazır Giyim sektörlerinin sorunlarını araştırdı.

Çalıştayın açılış konuşmasını yapan, kendisi de bu sektörde başarılı çalışmalara imza atan İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş, Türk tekstil ve hazır giyim sektörlerinin, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payı, sağladığı istihdam ve yüksek ihracat potansiyeli ile ülke ekonomisinin lokomotif sektörlerinden birisi olduğunu vurguladı. Sektörler birlikte değerlendirildiğinde ülkenin GSYH’sinin yüzde 10’unundan fazlasını ve imalat sanayinde yaratılan katma değerin yüzde 16’sını sağladıklarını belirten Uğurtaş, yaptığı konuşmada şunları kaydetti: “Türkiye’ deki tekstil hazır giyim ihracatının toplamı % 25,5, otomotiv ve kimya ihracatının çok önündedir. Bu da tekstil ve hazır giyim sektörünün Türkiye’nin vazgeçilmez sektörü olduğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanında katma değer açısından baktığımızda, sektörün en yüksek katma değer yaratan ve birim ihracat fiyatı da en yüksek olan sektör olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin ihracatının ortalama kilogram değeri 1,5 dolardır. Tekstil ihracatında bu rakam 10-15 Dolara, konfeksiyon ürünlerinde 20-25 Dolara ulaşmaktadır. Bunu yanında ihracatın ithalatı karşılama oranında Türkiye’nin tablosu yüzde 60 iken, tekstil ve hazır giyimde bu rakam yüzde 208 olarak gerçekleşmiştir. Bu da Türkiye’nin cari açık rakamına 13 milyar dolarlık bir katkı sağlamak demektir. 2023 Türkiye İhracat Stratejisi ve Eylem Planı’nda açıklanan 2023 yılında Türkiye’nin ihracatının 500 milyar dolara çıkarılması hedefi doğrultusunda Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 2023 yılı ihracat hedeflerini; tekstil sektöründe 20 milyar dolar, hazır giyim ve konfeksiyon sanayinde 52 milyar dolar olarak açıklamıştır. Türk tekstil sektörünün vizyonu; katma değeri yüksek, yenilikçi, rekabetçi ve teknoloji içeren ürün ve hizmet sunumları ile dünya ticaretindeki payın ve toplumsal refahın artırılması olarak belirlenmiştir. Bu rakamlar sektörün imalat sanayi ve Türkiye ekonomisi içerisindeki yerini ve önemini açıklıkla vurgulamaktadır.”

SEKTÖRE GEREKEN ÖNEM VERİLMİYOR
İplik dokuma ve terbiye konusunda, yetişmiş insan gücü, makine ve teknoloji açısından Türkiye’nin dünyanın en iyi ülkelerinden biri olduğunu belirten Uğurtaş, “Hazır giyimde de özellikle son yıllarda gelmiş olduğumuz noktaya baktığımızda yine dünya markalarının üretim yaptırmak istedikleri ülkelerin başında geliyoruz. Bütün bunların bir arada olduğu bu sektöre özel önem verilmesi, bunun yanında siyasi otoritelerce farklı bir şekilde gözlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye bunu ne kadar başarıyor, politikalarımız sektörü ne derece destekliyor bu ise bir soru işareti. Türkiye’ de son teşvik uygulamalarına baktığımız zaman özellikle Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu’ nun bazı bölgelerine önemli oranda teşvik verildiğini, çok ciddi istihdam yaratan bölgelerimize ise teşvik verilmediğini görüyoruz ki bu noktada İzmir öne çıkıyor. İzmir’ deki işgücünün dağılımına baktığınız zaman, istihdamın yüzde 20 ‘sinin tekstil ve hazırgiyim sektörlerinde olduğunu görüyoruz. Bu konuda devletten yeterince teşvik aldığını söylemek ise mümkün değil. Bölgesel teşviklerin bugüne kadar hiçbir işe yaramadığı da görülmüştür. Bizim görüşümüz, sektörel teşviklerin daha başarılı ve etkili olacağı yönünde. Türkiye, dünya tekstil hazır giyim ihracatında yüzde 3.5’ luk bir paya sahip. İzmir’ in tekstil hazır giyim ihracatındaki oranı ise yüzde 17. Ancak İzmir’deki kümelenmeye baktığımız zaman ne yazık ki tekstil işletmelerinin İzmir’i terk ettiğini, bunun yerine hazır giyim işletmelerinin İzmir’de kümelendiğini görüyoruz. Yine geçtiğimiz 4 ay içerisinde İzmir’de hazır giyim ihracatı yüzde 13-15 civarında artarken tekstil ihracatının gerilediğini görmekteyiz. Diğer tespitimiz ise, hazır giyim ihracatı artarken örgü konfeksiyonun arttığı, buna karşılık dokuma ürünlerinin ihracatının gerilediği.” dedi.

SEKTÖR YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜ BULAMIYOR
Sektörün yaşadığı en önemli sorunun yetişmiş insan gücü olduğuna dikkat çeken İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş, bunun yanında sektöre özellikle mavi yakalarda yeni iş taleplerin olmadığını söyledi. Uğurtaş; “Bugün sektörün en büyük sıkıntısı çalışacak eleman ihtiyacının karşılanamamasıdır. 2000’ li yıllardan itibaren Tekstil ve hazırgiyim sektörünün önemini ve desteklenmesini gerektiğini söylüyoruz. O günden beri sektörün sanayiye bakış açısından dışlandığını düşünmekteyiz. Dikkat çekmek anlamında dile getirdiğimiz sorunların sektöre yönelik kamuoyunda olumsuz bir algı yarattığını düşünüyoruz. Bugün aileler çocuklarının bu sektörde eğitim almasını ve çalışmasını istemiyorlar, gençlerimiz bu alanda eğitim almak istemiyor, üniversitelerin tekstil mühendisliği bölümleri artık tercih edilmiyor. Bu nedenle fakültelerin puanlarının düştüğünü görüyoruz. Tüm olumsuz koşullara ve yaratılan olumsuz algıya rağmen, Tekstil sektörünün geleceği olan bir sektör olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Bugün Avrupa’ da; özellikle İtalya, İspanya, Fransa, Portekiz gibi ülkeler, hala, Ar-ge- inovasyon çalışmaları, teknoloji transferleri ve teknik tekstiller yoluyla bu sektörden ciddi şekilde pay almakta ve nemalanmaktadırlar. Bu nedenle de Avrupa Tekstilden vazgeçmemektedir. Yine Makine sektöründe yapılan son çalışmalara göre de, 2014 yılında en çok tekstil makinesi alacak iki ülke; ABD ve Türkiye olarak belirlenmiştir. Bu demek oluyor ki, ABD dahi bu sektöre yatırım yaparak sahip çıkmaktadır. Dolayısıyla, ülkemizde de tekstil ve hazırgiyim sektörünün geleceğine ilişkin ümitsizliğe yer yok. Gelecekte Türkiye’ nin Tekstil ve Hazır giyim sektöründen ciddi şekilde pay alma şansı var. Bu nedenle, ailelerimizin, gençlerimizin ve mavi yakalı çalışmak isteyen herkesin, tekstil sektörüne negatif değil pozitif bakmalarında büyük fayda var.” şeklinde konuştu.

İZMİR

Paylaş

Editör Hakkında:

Pamukkale Üniversitesi Tekstil Mühendisliği & Anadolu Üniversitesi İşletme öğrencisi, Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyinde Gönüllü. Paüteks'te emekli. Modamuhendisi.com ' da kurucu.

2 yorum

  1. Emir Özdemir

    Hilmi Uğurtaş güzel konuşmuş , tekstil sektörünün ne kadar önemli geleceği hep olan bir sektör olduğunu açıklamış.

  2. Pingback: PAÜ’de Tekstil Mühendisliği Okumak İçin Nedenler

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.